Bende mi Narsisistim? Narsisizm Nedir ve Herkes Biraz Narsisist mi?

28.10.25 08:00 AM

Son dönemlerde sosyal medya, deneyimlerin, bilgilerin, farklı görüşlerin ve tartışma konularının aktarılmasında güçlü bir araç haline geldi.
Bireyler bu platformları bilgi edinme, tavsiye alma ve yaşamlarına yön verme amacıyla kullanıyor.

Bu artan ilgiyle birlikte içerik üreticiler ve uzmanlar da yönlerini ilişkiler konusuna çevirdi.
İlişkilerin dinamikleri, yaşanan çatışmalar, partnerlerin kişilik özellikleri ve bunların çözümlenmesi gibi başlıklar; bloglarda, videolarda ve podcastlerde sıkça yer almaya başladı.

Bu düşünsel ve yorumsal süreçler zamanla ortak bir yargıya dönüştü:
“Partnerinizle aranız kötü ise, o muhtemelen narsisisttir.”

Bu söylemler çerçevesinde narsisizm kavramı popülerleşti ve ortada bir sorun olduğunda kolaylıkla narsisizme atfedilmeye başlandı.
Peki gerçekten kim bu “narsisistik bireyler”?


Narsisizm: Kişilik Bozukluğu mu, Kişilik Örgütlenmesi mi?

Burada biraz teorik bir açıklama yapmak gerekiyor.
Narsisizmi hem bir kişilik bozukluğu hem de bir kişilik örgütlenmesi olarak ele almak mümkündür; ancak bu iki yaklaşım arasında önemli farklar vardır.

Narsisistik Kişilik Bozukluğu, bireyin kendisine yönelik aşırı hayranlık, abartılı bir benlik önemi ve başkalarının duygularına empati kuramama eğilimiyle karakterizedir.
Bu bireyler eleştiri veya başarısızlık karşısında yoğun öfke ve değersizlik duyguları yaşayabilir.
Bu tepkiler, kırılgan bir benliğin kendisini koruma çabasının sonucudur.

Burada “aşırılıktan” bahsediyoruz bu aşırılıklar, kişinin işlevselliğini bozan katı ve yıkıcı örüntülere yol açar.

Narsisistik Kişilik Örüntüleri ise Kernberg tarafından daha esnek bir yapı olarak ele alınır.
Bu örüntüde bireyin benlik saygısı, onaylanma ve hayranlık ihtiyacına bağlıdır; ancak bu durum, kişinin işlevselliğini bütünüyle bozmaz.
Empati yetisi korunur ve davranışlarda katılık değil, belirli eğilimler söz konusudur.


Hepimiz Bu Spektrumun İçindeyiz

Kişilik örgütlenmeleri keskin sınırlarla ayrılan yapılar değildir; geniş bir spektrum olarak düşünülmelidir.
Hepimiz bu spektrumun bir yerinde konumlanırız.
Her insanda farklı kişilik yapılarına ait bazı izler bulunur.

Önemli olan, bu izlerin ne yoğunlukta ve hangi biçimde kendisini gösterdiğini fark etmektir.
Bu farkındalık, hem kendimizi hem de ilişkilerimizi daha gerçekçi bir yerden değerlendirmemizi sağlar.


Peki Kim Bu Narsisistik Bireyler?

Belki de bu soruyu sadece “ötekiler” için sormak doğru değildir.
Çünkü cevap şu olabilir: Hepimiz.

Evet, hepimizde bir miktar narsisizm bulunur.
Kendimize güvenebilmemiz, hedeflerimize ulaşma motivasyonumuz, varlığımızı sürdürebilmemiz — hepsi narsisizmin sağlıklı dozuyla ilgilidir.

Her narsisistik davranış, yıkıcılığı göstermez; bazen yalnızca insanın kendi benliğini koruma refleksidir.


Etiketlemek Yerine Anlamak

Kişilik örgütlenmelerini bir etiketleme aracı olarak kullanmak, yapıcı bir dönüşüme hizmet etmez.
Özellikle ilişkilerde, yaşanan sorunların sorumluluğunu yalnızca partnere yüklemek —
“Zaten narsisist biri.” diyerek kendimizi pasif bir konuma almak — bizi içsel farkındalıktan uzaklaştırır.

Partnerimizi tanımak, onun kişilik özelliklerinin farkında olmak elbette değerlidir.
Ancak bu süreç, ötekileştirmeye dönüştüğünde şu soruyu sormak gerekir:

“Bu durum, ilişkim için tam olarak neye hizmet ediyor?”


Aynada Kendimize Bakabilmek

Belki de romantik ilişkilerde en önemli adım, karşımızdakini çözümlemekten çok kendi duygusal yansımalarımızı fark etmekten geçiyordur.
Çünkü ötekinin davranışında gördüğümüz şey, bizimle ilgili pek çok bilgi taşıyor olabilir.

Yaşadığımız çatışmaların tamamını narsisizm ekseninde değerlendirmek, insanın karmaşık doğasını basite indirgemek olur.
Gerçek farkındalık, hem kendimizi hem de karşımızdakini bütünsel bir yerden görebilmekle başlar.

Psk. Merve Vural

Share -