Herkes yetişmiş, herkes bir yerlere varmış...
Bir tek sen geride kalmışsın hissi.
İçindeki o ses hiç susmuyor.
“Yetersizsin…” diyor; uykularını kaçıran, kalabalık bir masada aniden yakalayan, nefesini tutturamayan o ses.
Zaman sanki senden biraz daha hızlı akıyor; sen hep yarım adım geridesin.
Ama hızın doğrusu yok, burada anlaşalım istiyorum.
Sürekli daha iyisini yapmaya çalışan bir tarafın var; hataları telafi etmek, eksikleri kapatmak istiyorsun.
Aynı anda, içinden sadece dinlenmek, hiçbir şey yapmamak geçiyor.
Bu arzulara ve şartlara kızan diğer tarafın ise o an bile kendine kızgınlığını perçinliyor.
Başarılar birer maske: parlak, gösterişli ama ağır.
Evlilikler zafer olarak taçlanıyor.
Doğum yapan arkadaşlar, boşananlar...
Hepsi içindeki kaygıyı biraz daha artırıyor.
Yüksek işlevli anksiyete böyle çalışır; dışarıdan kusursuzluk, içeride fırtına.
Her mücadele biraz daha yorar, her hedef biraz daha uzağa çekilir.
En büyük başarılar bile bazen kocaman bir boşluktur.
Neden mi?
Çünkü kendini görmezden gelirsin.
Aslında planladığın o yerdesin.
Kendine savurduğun yargıların ağırlığını fark et.
Bu cephelerin bedelini gör.
Kiminle savaştığını anımsa.
Çoğu zaman kendinle değil, öğrenilmiş ölçülerle savaşıyorsun.
Kendine izin ver.
Geride değilsin; kendi hızındasın.
Bugün yalnızca bir adım:
Nefes. Beden. Sınır.
Geri kalanı sonra konuşuyor olalım...
Psk. Selin Elihayrat

