Projektif Özdeşleşmenin Gizli Dansı
Hepimiz, özellikle en yakın ilişkilerimizde, tuhaf bir döngüye takılıp kalırız. Tam bir tartışmanın ortasındayken, "Bana neden böyle davranıyorsun?!" diye haykırdığımız o anda, aslında o davranışın kaynağının biz olabileceği aklımıza gelir mi?
Psikolojinin en derin ve en kafa karıştırıcı savunma mekanizmalarından biri olan Projektif Özdeşleşme (Projective Identification), işte tam da bu döngünün adıdır. Bu, sadece bir yansıtma (projection) değildir; bu, sizin bilinçdışı bir duygunuzu başkasına atıp, o kişinin o duyguyu gerçekten hissetmesini ve sergilemesini sağladığınız gizli, zorlayıcı bir danstır.
Bir Savunma Mekanizmasından Fazlası: Üç Aşamalı Bir Süreç
Projektif özdeşleşme, ilk olarak Melanie Klein tarafından tanımlanmış ve daha sonra Bion gibi psikanalistler tarafından geliştirilmiştir. Bu, temelde kendimizde tahammül edemediğimiz duygulardan (öfke, utanç, çaresizlik, yetersizlik) kurtulmak için devreye giren bilinçdışı bir süreçtir.
Bu döngü üç aşamada gerçekleşir:
1. Yansıtma (Ejection)
Kişi, kendi içinde taşıması zor olan bir duyguyu, düşünceyi veya benlik parçasını (genellikle öfke, saldırganlık veya çaresizlik) bilinçdışı olarak partnerine, çocuğuna veya iş arkadaşına atar. Örneğin; iş yerinde yoğun baskı hisseden, ancak bu çaresizlik duygusunu kendine yediremeyen bir kişi, akşam eve geldiğinde partnerine karşı sürekli eleştirel, yargılayıcı ve küçümseyici davranmaya başlar.
2. Kışkırtma ve Özdeşleşme (Compulsion)
“Projektif Özdeşleşmeyi” basit yansıtmadan ayıran kısım tam olarak burasıdır. Duyguyu atan kişi, bilinçdışı bir şekilde, atılan duyguyu alan kişinin o duyguyu sergilemesi için bir baskı yaratır. Bu baskı, eleştirel bir ton, sürekli şikâyet, pasif-agresif davranışlar veya manipülasyon yoluyla gerçekleşir. Örneğin partner, sürekli eleştirilme ve küçümsenme karşısında kendini giderek daha çaresiz, yetersiz ve öfkeli hissetmeye başlar. Eleştiriyi yapan kişinin (yansıtıcının) beklentisine uygun olarak gerçekten bu duygusal duruma girer.
3. Geri Alma (Re-internalization)
Yansıtılan duyguyu alan kişi, yansıtıcının beklediği gibi davranmaya başladığında, yansıtıcı bir an için rahatlar; çünkü kendi hissettiği çaresizliği "kanıtlamıştır"—artık bu, kendisinin değil; partnerinin problemidir. Ancak durum burada bitmez. Yansıtıcı, partnerinin sergilediği duyguyu dışarıdan gözlemleyerek o duyguyu daha tolere edilebilir bir biçimde kendi içine geri alır. Tartışma doruk noktasına ulaştığında, partner gerçekten çaresizlikle patlar ve "Ben ne yapsam sana yaranamıyorum!" der. Bu an, yansıtıcı için kendi çaresizliğini "görünür" kılar, ancak dışarıda ve kontrol edilebilir bir formda.
Günlük Hayattan Çarpıcı Bir Örnek: Kontrol Savaşları
Kontrol takıntısı olan bir kişi düşünün. Bu kişi aslında kontrol edememe korkusuyla derin çaresizlik yaşıyor, ancak bunu kendine itiraf edemiyor.
* Yansıtma: Partnerinin her hareketini eleştirir ve düzenlemeye çalışır: "Anahtarları yine oraya mı koydun?", "Bu şekilde giyinme."
* Kışkırtma: Partner, sürekli eleştiri altında ezilmekten bıkıp isyan eder, pasif dirence geçer veya gerçekten "sorumsuz" davranmaya başlar (eleştiriyi haklı çıkarmak için).
* Geri Alma: Kontrolcü kişi, "Bakın, ben olmasam her şey dağılır, demek ki benim kontrolüm gerekli" diye düşünerek rahatlar. Aslında kendi içindeki kontrol edememe çaresizliğini, partnerinin "sorunlu" davranışına yansıtarak yönetmiştir.
Bu durum, ilişkiye derin bir zehir saçar. Çünkü her iki taraf da yanlış bir role hapsolur; biri sürekli eleştiren "mükemmel" yargıç, diğeri ise sürekli hata yapan "yetersiz" kurban rolündedir.
Bu Döngüyü Nasıl Kırabiliriz?
Projektif Özdeşleşme bilinçdışı olduğu için onu durdurmak zor olsa da mümkündür.
1. Duygusal Farkındalık Geliştirin: Tartışma sırasında kendinize şunu sorun: "Şu anda partnerime atfettiğim bu duygu (öfke, yetersizlik), aslında benim mi?" Örneğin, siz işten yorgun ve yetersiz mi geldiniz, yoksa o mu yetersiz?
2. Tepki Vermeden Önce Nefes Alın: Eğer bir anda kontrol edilemez bir öfke veya çaresizlik hissetmeye başlarsanız, durun. Partnerinizin size yansıtmaya çalıştığı bir duygu olduğunu kabul edin ve hemen rolü oynamayı reddedin.
3. Duyguyu Geri İade Edin: Partnerinize doğrudan, "Şu an bana çok öfkeliymişim gibi davranıyorsun, ama ben öfkeli değilim. Sanırım senin için zor bir durum var," diyerek yansıtmanın farkında olduğunuzu gösterin.
Psk. Duygu Müneviz

