“Hayatın her duruma hakkı vardır.”
“Hayatın her duruma hakkı vardır.” cümlesini ilk duyduğumda uzun süre aklımdan çıkaramadım. Her duruma hakkının olması, sanki hayatın bizi korumaksızın ortaya bıraktığı acımasız bir gerçeklik gibi gelmişti. Çünkü bunun içinde hem güzellikler hem de zorlanmalar vardı. Bu fikir önce insanı savunmasız hissettirebiliyor.
Hepimiz yaşam boyunca çeşitli zorluklarla karşılaşıyoruz; kayıplar, hayal kırıklıkları, biten ilişkiler, sağlık sorunları, belirsizlikler. Böyle anlarda kendimizden “güçlü” olup hiç üzülmemeyi, sarsılmamayı, dik durmayı hatta kimi zaman ağlamamayı bekliyoruz. Bunları yapamadığımızda ise kendimize yükleniyor, “yetersizim” diye eleştiriyor ya da davranışlarımız için pişmanlık duyuyoruz. İçimizdeki “her şeye dayanmalısın” diyen o buyurgan ses ve baş edemediğimizde devreye giren sert, eleştirel taraf o kadar yüksektir ki kendi sesimizi duymakta zorlanırız.
Oysa psikolojik sağlamlık (psychological resilience) tam olarak bu noktada devreye girer.
Psikolojik sağlamlık, yaşamın kaçınılmaz zorlukları karşısında aldığımız yaraları iyileştirebilme, dağıldığımızda yeniden toparlanabilme ve tekrar incinme ihtimali olsa bile yola devam edebilme kapasitesidir.
Bunu çoğu zaman hiç etkilenmemek sanıyoruz. Sanki güçlü olmak; üzülmemek, kırılmamak, yara almamak demekmiş gibi. Oysa hayatın her duruma hakkı varsa, bizim de o durum karşısında etkilenmeye hakkımız var.
Çocukluğumuzda iki tekerlekli bisiklet sürmeyi öğrendiğimiz o günleri hatırlıyor musunuz? Mutlaka düşüp dizlerimizi yaraladığımız anlar olmuştur. Dizimizin yanmasını, akan kanı, o ani acıyı ve şaşkınlığı net bir şekilde hissederiz; ama yine de bisiklete küsüp bırakmayız. Bazen yere oturur için için ağlarız, bazen bir arkadaşımız elini uzatır bizi kaldırır, bazen de annemiz yanımıza gelir ve bize sarılır. Sonra yeniden deneriz. Çünkü içimizde sürmek ve ilerlemek için güçlü bir istek vardır.
İşte psikolojik sağlamlık bana tam da bunu hatırlatıyor: O küçük çocuğun, dizindeki yaraya rağmen bisikletine tekrar binme cesareti. Acının varlığını inkâr etmeyen ama acıya rağmen yoluna devam etmeyi seçen bir tarafımız var içimizde.
Sağlamlık, hiç düşmemek değil; düştüğümüzde tekrar kalkabilecek bir yanımız olduğunu hatırlayabilmektir. Belki sessizce, belki yavaşça, belki titreyen bir adımla… ama yine de ayağa kalkmak ve devam edebilmek.
Psk. Nisa Nur İskender

