Kış kendini göstermeye başladığında yalnızca hava sıcaklığı düşmez; birçok insanın iç dünyasında da belirgin bir ağırlaşma hissi ortaya çıkar.
Günler kısalıp güneş ışığıyla temas azaldıkça, ruh halimizi ayakta tutan doğal ritim sekteye uğrar.
Pek çok kişi bu dönemde kendini daha yorgun, isteksiz ya da açıklayamadığı bir hüzün içinde bulabilir.
Özellikle kış aylarında sıkça karşılaşılan bu durum, psikoloji literatüründe “mevsimsel duygudurum bozukluğu” olarak tanımlanan bir olguyla ilişkilendirilir.
Bu kavram yalnızca depresif bir ruh halini işaret eden kuru bir terim değildir.
Kişinin günlük rutininden sosyal ilişkilerine kadar pek çok alanı etkileyebilen karmaşık bir deneyimi anlatır.
Bu dönemde kişi sabah uyanmakta zorlanabilir, odaklanma gücü zayıflayabilir ve keyif aldığı aktivitelere karşı ilgisi azalabilir.
İçsel motivasyonun düşmesi, dış dünyadaki gri atmosferle birleştiğinde daha da derinleşebilir.
Kışın ruhsal dünyamızın bu kadar etkilenmesinin nedenlerinden biri, güneş ışığı miktarındaki azalmadır.
Işığın azalması, biyolojik saatimizi düzenleyen mekanizmaları olumsuz etkiler.
Bu durum, ruh halimizi şekillendiren kimyasal süreçlerde dalgalanmalara yol açabilir.
Farkında olsak da olmasak da doğanın ritmiyle sürekli bir alışveriş halindeyiz.
Bu gibi dönemlerde önemli olan, yaşanan değişimleri kişisel bir zayıflık olarak görmek yerine bedenin ve zihnin çevresel koşullara verdiği doğal bir tepki olarak kabul edebilmektir.
Küçük önlemlerle bu dönemler daha dengeli ilerleyebilir.
Gün ışığından yararlanmak, düzenli hareket etmek, sosyal temasları sürdürmek ve uyku düzenini korumak bu açıdan oldukça etkilidir.
Belirtilerin yoğunlaştığı ve gündelik işleyişi aksattığı noktalarda profesyonel destek almak ise son derece değerlidir.
Her mevsimin kendine özgü bir ruhu vardır.
Önemli olan bu ruhu anlamak ve ona uygun bir denge kurabilmektir.
Psk. Sera Aydaş

