Tüm Duygulara Yer Var: İnsan Olmanın Gerçek Hali

19.12.25 07:00 AM

Duyguların Doğal Varlığı

Hepimiz zaman zaman “Keşke şu an böyle hissetmeseydim” diye düşünmüşüzdür. Üzüntü, öfke, kaygı. Sanki istenmeyen misafirler gibi kapıyı çalmadan hayatımıza girerler. Oysa psikoloji bilimi bize önemli bir gerçeği hatırlatır: Hiçbir duygu için “Böyle hissetmemeliyim, böyle hissettiğim için utanmalıyım, bunu hissettiğim için güçsüzüm” gibi söylemler doğru değildir. Çünkü her biri, insan olmanın doğal bir parçasıdır. Tıpkı bedenimizin acıkınca haber vermesi gibi, duygular da iç dünyamızın bize gönderdiği sinyallerdir.


Her Duygunun Bir Mesajı Var

Öfke, biri sınırımıza yaklaştığında kendini belli eden bir uyarıdır. Kaygı, bizi çevremizde olup biteni daha dikkatli değerlendirmeye iten bir hazırlık hâlidir. Üzüntü, kayıpların ve değişimlerin bizde bıraktığı etkiyi gösterir. Mutluluk ve heyecan ise ihtiyaçlarımızın karşılandığını, kendimizle ve yaşamla daha uyumlu olduğumuzu hissettirir. Kısacası her duygu, içsel dünyamızın bir bilgisi gibidir. Asıl zorlayıcı olan genelde duygunun kendisi değil; ona nasıl yaklaştığımızdır. 


Duygusal Bastırmanın Psikolojik Sonuçları

Duyguları yok saydığımızda onlar kaybolmaz; sadece içimizde birikmeye başlar. Bastırdıkça, zamanla daha yoğun ve daha güçlü bir şekilde geri döner. Oysa bir duyguyu “Seni gördüm” diyerek tanımak, onun üzerimizde kurduğu baskıyı hafifletir. O duyguyu yaşadığımızı kabul etmek, edilgenlik değil; bilincin nazik bir açıklığıdır.


Modern Psikolojinin Bakış Açısı

Mindfulness, duygu düzenleme ve kendine şefkat gibi modern yaklaşımlar da bunu destekler: Duygularla savaşmayı bıraktığımızda, içsel deneyimlerimiz daha akışkan hâle gelir. Onlara alan açtıkça, duygular kendi ritimleri içinde yumuşar ve zamanla kendiliğinden geçer. Çünkü hiçbir duygu kalıcı değildir; her biri gelir, bize bir şey öğretir ve zamanı geldiğinde yerini başka bir duygunun deneyimine bırakır. 


Kendimize Bakışımızı Değiştirmek

Belki de duygulara yaklaşımımızı değiştirdiğimizde, kendimize bakışımız da değişir. Duygular bazen yorgun bir günün sonunda çöken ağırlık gibidir, bazen de yeni bir başlangıcın verdiği enerji gibi. Hepsi hayatın farklı yüzleridir. Bu çeşitlilik bizi daha derin, daha farkında ve daha bütün kılar.


Duygusal Kabulün İyi Oluş Üzerindeki Etkisi

Sonuç olarak duygular, yaşadığımız olayların içimizde bıraktığı izlerdir. Kimi zaman hafif, kimi zaman güçlü ve hepsi bize bir şey anlatır. Onları anlamaya çalışmak, kendimizi daha iyi tanımamıza yardımcı olur. Duygularımızı kabul ettiğimizde, hem daha gerçek hem de daha dengeli bir yaşam kurabiliriz. İnsan olmanın doğasında bu iniş çıkışların olduğunu bilmek, yükümüzü hafifletir; çünkü hiçbir duyguyu tek başımıza taşımadığımızı hatırlarız.


Psk. Nazmiye Koçak

Share -