Yaratıcılık, genellikle “iyi fikir bulmak” ya da “problem çözmek” olarak tanımlanır. Oysa bu tanım eksiktir. Çünkü yaratıcılık sadece düşünmekle ilgili değildir; hissetmekle, dayanmakla ve devam etmeyi seçmekle ilgilidir.
Yaratıcılığın Görünmeyen Yüzü
Oysa yaratıcı üretim nadiren “kolay”dır. Büyük atılımlar, yeni bir ürün, güçlü bir kampanya ya da çığır açan bir fikir, çoğu zaman küçük, dağınık ve hatta kötü fikirlerin uzun bir süreçte dönüşmesiyle ortaya çıkar. Bu süreç yorucudur. Sabır ister. Duygusal iniş çıkışlarla doludur.
İnsan yaratıcılığı tam burada başlar.
Bunu iyi anlatan, sevdiğim bir filmden örnek vereceğim: Her.
Film ilk bakışta bir teknoloji hikayesi gibi görünür. Ama aslında insanın bağ kurma, yalnızlık ve anlam arayışı üzerine katman katman ilerler. Hikaye ilerledikçe merkez değişir, tema derinleşir. Film, ilk fikrine sadık kalmaz ama duygusal çekirdeğini kaybetmez.
Yaratıcılık da böyledir.
Fikirler değişir, yön değişir, biçim dönüşür. Onları değerli yapan şey, bu dönüşümün içinde kalabilmektir.
Sonrasında, yine konuşuyor olalım.
Psk. Selin Elihayrat

