Ebeveynler, çocuklarının mutlu, huzurlu ve güçlü bireyler olmasını ister.
Ancak birçok ebeveyn, çocuklarının duygularını anlamak yerine, onların bir an önce sakinleşmesini veya “mantıklı” davranmasını bekler.
Çocuk ağladığında “Abartma.”, öfkelendiğinde “Böyle davranılmaz.”, korktuğunda ise “Korkacak ne var?” denir.
Bu sözler iyi niyetle söylenir; amaç, çocuğun üzülmesini ya da zorlanmasını önlemektir.
Fakat bu tutum, fark edilmeden çocuğun duygularını bastırmasına yol açar.
Duygular Bastırılarak Değil, Anlaşılınca Dönüşür
Çocuk, duygularını bastırarak değil, anlaşıldığını hissederek büyür.
Öfke, üzüntü veya korku anında aslında “Bu duyguyla nasıl başa çıkacağımı bilemiyorum.” demek ister.
Ebeveyn, çocuğun duygusunu fark edip adını koyduğunda; çocuk hem sakinleşir hem de duyguların geçici olduğunu öğrenir.
Bu farkındalık, duygusal zekanın ve içsel güvenin temelini oluşturur.
Duyguları Yönetmek Öğrenilen Bir Beceridir
Duygularını yönetmek, çocukların doğuştan getirdiği bir beceri değildir.
Bu beceri, çevresindeki yetişkinlerin tutumlarıyla gelişir.
Ebeveyn öfkelendiğinde sesini yükseltiyorsa, çocuk da benzer biçimde tepki vermeyi öğrenir.
Ebeveyn sakin kalabiliyorsa, çocuk da zamanla aynı yolu izler.
Bir çocuk ağladığında “Üzgün olduğunu görüyorum, bu gerçekten zor olmalı.” demek, yaşanan sorunu hemen çözmez.
Ancak bu cümle çocuğa güçlü bir mesaj verir:
“Duygularım anlaşılabilir. Ben böyle hissederken yalnız değilim.”
İşte bu farkındalık, duygusal dayanıklılığın ilk adımıdır.
Ebeveynin Görevi: Duyguyu Bastırmak Değil, Taşınabilir Hale Getirmek
Ebeveynlikte sık yapılan hatalardan biri, çocuğun duygularını kontrol etmenin yetişkinin görevi olduğunu düşünmektir.
Oysa ebeveynin görevi, duyguyu bastırmak değil, taşınabilir hale getirmektir.
Çocuğun ağladığı anlarda onun yanında kalmak, duygularını “düzeltmekten” çok daha kıymetlidir.
Bu tutum, çocuğa duyguların kabul edilebilir olduğunu ve sevginin koşulsuz yaşanabileceğini öğretir.
Görülmek Her Şeyi Değiştirir
Hiçbir çocuk “mükemmel bir ebeveyn” aramaz.Onu dinleyen, anlamaya çalışan ve kızsa bile sevgisini göstermeye devam eden bir yetişkin ister.
Görülmek, sevilmek kadar iyileştiricidir.
Her sağlıklı ebeveyn-çocuk ilişkisi, görülme hissiyle başlar.
Psk. Nazmiye Koçak

