Şema Kimyası: Neden Hep Aynı Kişileri Seçiyorum?

28.10.25 08:00 AM

Aklınızda sık sık şu soru yankılandığı oldu mu:
“Neden hep aynı kişilere çekiliyorum?”

İlk bakışta bu tekrar eden seçimler olağan bir akış gibi görünse de, şema terapi perspektifinde bu durum “şema kimyası” olarak açıklanır.

Şema terapiye göre şema, çocukluk ve ergenlik döneminde karşılanmayan temel duygusal ihtiyaçlardan veya olumsuz çocukluk deneyimlerinden gelişen; kişinin kendisi, diğerleri ve dünya hakkında taşıdığı derin ve katı inanç kalıplarıdır.

Bu şemalar yalnızca düşünce düzeyinde değil, aynı zamanda duygu, beden duyumları ve davranışlarla birlikte işler.
Yani bir şema aktive olduğunda kişi hem öyle düşünür, hem öyle hisseder hem de öyle davranır.

Şemalar, yaşamın erken dönemlerinde gelişen; yaşam boyu tekrarlayıcı şekilde ortaya çıkan, kendini sürdüren ve bireyin işlevselliğini önemli ölçüde etkileyen duygusal ve bilişsel örüntülerdir.


Şema Kimyası Nedir?

İşte tam burada şema kimyası devreye girer.
Şema kimyası, kişinin bilinçdışı düzeyde
kendi şemalarını tetikleyen, hatta bazen yaralayan kişilerle güçlü bir çekim hissetmesidir.

Birine duyduğumuz çekim, bazen onun bize gerçekten iyi geldiğinden değil; içimizdeki yaraya tanıdık gelmesinden kaynaklanır.
Zihnimiz, çocuklukta tanıdık gelen dinamikleri yetişkinlikte de tekrar kurma eğilimindedir.

Çünkü beyin, tanıdık olanı güvenliymiş gibi algılar.
Oysa bu “güven” hissi, çoğu zaman sağlıklı bir ilişkiden çok geçmişteki yaraları pekiştiren bir
alışkanlıktan ibarettir.


Bir Örnek: Terk Edilme Şeması

Örneğin terk edilme şeması olan birini ele alalım.
Çocuklukta bakım veren kişinin dalgalı, tutarsız ya da güvensiz bir varlığı olmuş olabilir.

Bu deneyim, çocuğun zihninde şu inancı oluşturabilir:
“Sevdiğim kişi bir gün gidecek, ben yalnız kalacağım.”

İlerleyen yıllarda kurulan ilişkilerde de bu inanç kendini gösterir ve kişinin seçimlerini farkında olmadan yönlendirmeye başlar.
Bu şemaya sahip bir kişi, çoğu zaman
bağlanmaktan kaçınan ya da duygusal olarak uzak duran kişilere çekilir.

Çünkü bu tür ilişkiler, çocukluktan tanıdık gelen belirsizlik hissini yeniden uyandırır.
Acı verici olsa da tanıdık olan bu his, bilinçdışı düzeyde güvenliymiş gibi algılanır.

Sonuç olarak kişi, farkında olmadan kendi şemasının yarattığı döngüyü tekrar eder.
Yani
şema kimyası, aslında şemalarımızın ilişkilerimizi nasıl seçtiğinin ve yönettiğinin bir yansımasıdır.


Gerçekte Seçim mi Yapıyoruz?

Biz seçim yaptığımızı sanırız ama aslında tanıdık olanın peşinden gideriz.
İşte burada farkındalık devreye girer.

Şema terapinin amacı, kişinin kendi şemalarını fark etmesini, bu otomatik ve bilinçdışı döngüyü tanımasını ve dönüştürmesini sağlamaktır.

Terapist, kişiye “tanıdık ama zararlı” hislerle sağlıklı bağlanma arasındaki farkı gösterecek bir alan sunar.
Böylece kişi, şemasının etkisiyle yaptığı seçimleri fark eder,
sağlıklı ilişkiler kurmayı öğrenir.

Sonunda, hikayesini bu kez farklı bir sonla yazma şansına sahip olur.

Sonuç olarak:
Şema kimyası, insan ilişkilerinde tekrar eden döngülerin ardındaki görünmeyen bağı fark etmemizi sağlar.
Çünkü bazen kalbimiz “tanıdık olanı” ister ama ruhumuz
iyileşmeyi seçtiğinde, artık o hikayeyi yeniden yazmanın zamanı gelmiştir.

Psk. İlke Hızlı

Share -